Ev eşyaları
İsimler ve nesneler derslerimizde konumuz; ‘Ev eşyaları’. Evin içersinde ya da dışarısında gördüğümüz çoğu nesnenin adını bulabilirsiniz.
Açıkcası bu kelimeleri ezberleyebilmemiz için etrafımızda gördüğümüz her şeyi İspanyolca söylemeliyiz. Sürekli pratik yapmak çok hızlı ilerlemenizi sağlayacaktır.
Yukarıdaki ev eşyaları arasında ve ayrıca yukarda olmayan ,daha önce öğrenmiş olduğumuz bazı ev eşyaları var. Bunların bazıları türkçeden farklı veya karıştırılabilir. Örnek olarak;
| İspanyolca | Anlamı | Notlar |
|---|---|---|
| la silla | sandalye | “Silla” bazen “oturak” gibi de düşünülür |
| el armario | gardırop/dolap | Mutfakta değil, odada kullanılan dolap |
| la estantería | kitaplık/raf | Raf sistemi – karıştırılabilir |
| la lámpara | lamba | Aynı ama bazen tavan lambası anlamında |
| el escritorio | çalışma masası | “Mesa” değil, özel olarak çalışma için |
| la nevera / el refrigerador | buzdolabı | Bölgelere göre değişir |
| la estufa / la cocina | ocak | “Cocina” hem “mutfak” hem “ocak” |
el armario de cocina
🔹 armario = dolap
🔹 de cocina = mutfakla ilgili, mutfağa ait
örneğin;
Los platos están en el armario de cocina.
(Tabaklar mutfak dolabında.)
Ekstra Bilgi:
- Mesela duvara asılı küçük mutfak dolapları kastediliyorsa, bazen şu da kullanılır:
→ los muebles de cocina (mutfak mobilyaları / dolap sistemi)
Ama tek bir mutfak dolabını kastederken en doğal kullanım:
✅ el armario de cocina
Ev eşyaları için sıklıkla kullanacağımız bazı fiiller var. Şimdi onlara bakalım. Açıkcası bu fiillerin zaten çoğunu öğrendik.
| Fiil (İspanyolca) | Anlamı |
|---|---|
| haber | var/yok |
| estar | bulunmak |
| tener | sahip olmak |
| poner | koymak |
| usar | kullanmak |
| limpiar | temizlemek |
| sentarse | oturmak |
“Ortası” – Bağlama Göre Kullanımı:
Fiziksel olarak bir şeyin ortası (nesne, oda vs.):
Bu, evde birşeyi tarif ederken ya da herhangi bir yerde kullanabileceğimiz şeklidir. Kısacası bir şeyin fiziksel olarak nerede olduğunu tanımlamak için kullanılır.
mesela;
el medio (isim)→ “tam ortası”.
La lámpara está en el medio de la mesa.
(Lamba masanın tam ortasında.)
Bir yerin merkezi (şehir, oda, salon vs.):
Ayrıca daha geniş kapsamda bir yeri tarif ederken de merkez kelimesini kullanırız.
mesela;
el centro (isim)→ “merkez”, “orta nokta”.
El sofá está en el centro del salón.
(Kanepe salonun ortasında.)
Soyut ya da zamanla ilgili kullanımlarda:
Burada bir yemeğin, bir işin ve bunun gibi belirli zamanların ortasında olduğumuzu belirtmek için kullanabiceğimiz bir kalıp;
mesela;.
Yer belirten edat yapısı
en medio de → “ortasında”.
Estamos en medio de una clase.
(Bir dersin ortasındayız.)

örneğin;
Justo en medio de la reunión, mi hijo llamó por teléfono.
Toplantının tam ortasında oğlum telefonla aradı.

örneğin;
Dersin ortasında ağlamaya başladı.
Ella empezó a llorar en medio de la lección.

örneğin;
Bizim büyük bir yatağımız var.
Tenemos una cama grande.

örneğin;
Büyükannem merdiven inip çıkarken zorluk çekiyor.
Mi abuela tiene dificultad para subir y bajar escaleras.

örneğin;
Masamda lamba olmadığı için mum ışığında ders çalışıyordum.
Como no había lámpara en mi escritorio, estudiaba a la luz de las velas

örneğin;
Sanırım Noel Baba bacadan aşağı inecek.
Creo que Papá Noel va a bajar por la chimenea
örneğin;
Hay una mesa en la sala.
Oturma odasında bir masa var.
La lámpara está en el techo.
Lamba tavanda.
Uso la silla para estudiar.
Çalışmak için sandalyeyi kullanıyorum.
Limpio el espejo cada semana.
Her hafta aynayı temizliyorum.
Örnekler

örneğin;
Kitaplarımı kitaplığa koydum.
Pongo los libros en la estantería.

örneğin;
Tengo dos televisores grandes en la sala de estar
Oturma odasında iki adet büyük televizyonum var.

örneğin;
Duş alırken şarkı söylemeyi seviyorum.
Me encanta cantar mientras me ducho.
Anahtar nerede?
¿Donde esta mi llave?
Where is my key?
Buldum..
Lo encontré…
I found it…

örneğin;
Anahtarı armut ve karpuzun ortasında unutmuşum.
Olvidé la llave en medio de la pera y la sandía.
I forgot the key in the middle of the pear and the watermelon.

örneğin;
Kanepede otururken çok sıcakladık.
Nos acaloramos mucho sentados en el sofá.
Şimdi hem önceden öğrendiğimiz hem yeni öğrendiğimiz isim, fiil kullanarak uzun cümleler kuralım. Mesela;

örneğin;
Çok zenginim ve en pahalı buzdolabını aldım.
I’m very rich and I bought the most expensive refrigerator.
Soy muy rico y compré el refrigerador más caro.(sıfatlarda derecelendirme)

örneğin;
Bu evin önünde büyük bir bahçe var.
Hay un gran jardín en frente de esta casa.
There is a large garden in front of this house.

örneğin;
Mutfağımda iki fırın, bir buzdolabı ve bir mikrodalga var.(var olma)
En mi cocina hay dos hornos, una refrigerador y un microondas.
In my kitchen there are two ovens, a refrigerator and a microwave..

örneğin;
Pencerenin panjurlarını kapattım, masaya iki mum koydum ve kız arkadaşımı bekledim.
Cerré las persianas de la ventana., puse dos velas en la mesa y esperé (geçmiş zaman)a mi novia.
I closed the window blinds, put two candles on the table and waited for my girlfriend.
Örneğin;
Bacanın içinden eve bir fare girmiş ve el feneriyle etrafa baktım.
The mouse has entered into the house through the chimney and I looked around with the flashlight.
Ha entrado el ratón (miş’li geçmiş zaman)en la casa por la chimenea y miré por todas partes con la linterna.

Örneğin;
Bu koltuk anneme ait ve oturma odasının köşesinde duruyor.
Este asiento pertenece a mi madre y se encuentra en la esquina de la sala de estar.
This seat belongs to my mother and is located in the corner of the living room.

Örneğin;
Yatağımın yanındaki şifonyerin üzerine bir vazo koydum. Annem bana bağırdı. Dedi: koymayın!
Puse un jarrón en la cómoda cerca de mi cama. Mi madre me gritó. Ella dijo: ¡No lo pongas!(emir kipi)
I put a vase on the dresser near my bed. My mother shouted at me. She said: Do not put it!















































