İngilizce zarf çeşitlerinden süre zarfları, bir eylemin ne kadar süreyle gerçekleştiğini belirtmek için kullanılır.
İçindekiler
| GENELLİKLE | CÜMLE SONUNDA YER ALIRLAR |
Özetle ingilizce zarf çeşitlerinden Süre zarfları;
- Bir olayın ne zamana kadar devam ettiğini.
- ne zaman olduğunu.
- ne kadar süre önce olduğunu.
- how long? When? Sorularına cevap veren zarflardır.
İşte bazı yaygın İngilizce süre zarfları:
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| ago | önce |
| since | dan beri |
| for | için |
| by | tarafından |
| during | sırasında |
| not any more | Daha fazla değil |
| any more | Daha fazla |
| any longer | artık değil |
| not any longer | artık değil |
| no more | daha fazla yok |
| no longer | Bundan böyle |
| throughout | Boyunca |
| to | için |
| till | kadar |
| until | a kadar |
| from | itibaren |
Ago
(Önce) Bu zarf bir eylemin zaman aralığından sonra kullanılır.
örneğin;
Onu 3 yıl önce gördü.
She saw him 3 years ago.
Since
(-den beri ) şimdiye kadar devam ediyorsa bu süreç…
örneğin;
18 yaşından beri gitar çalmıyorum.
I haven’t play guitar since 18 years old.( şu ana kadar devam etmiş. Şu an yaşı 20…yakın geçmişte olmuş…Bu yüzden present perfect kullanılır.)
I have been studying English since 2010.
2010’dan beri İngilizce çalışıyorum.
For
(-dır, -dir) ne kadar ? Sorusuna cevap verir.
Ago..zaman aralığından sonra kullanılıyordu.
For…zaman aralığından önce kullanılır.
örneğin;
3 dakika konuş.
Speak for 3 minutes.
Üç hafta için tatile gittiler.
They went on vacation for three weeks.
Bu evde iki haftadır yaşıyorum.
I’ve been living in this house for two weeks.(halen oturuyor.)
Bu evde iki hafta yaşadım.
I lived in this house for two weeks.(artık oturmuyor.)
Bu evde iki hafta yaşayacağım.
I will live in this house for two weeks.(daha yaşayacak.
She has been a teacher for ten years.
O, on yıldır öğretmen.
Dolayısıyla kullanılan zamana göre anlam da değişiyor.
Not…any more,not any longer,not any longer,no longer
Bu zarfları genelde anlattığımız eylem artık olmuyorsa..durmuşsa kullanıyoruz.

örneğin;
Bu evde daha fazla yaşayamayacağım.
I cannot live any more in this house.

örneğin;
Açsızlığa daha fazla dayanamıyorum.
I can’t stand hunger anymore.
By
Bu zarf zaman diliminden önce kullanılır. Gelecek zamanda tamamlanmamış geçmiş zamanı anlatmak için kullanılır.(future perfect tense)
örneğin;
Resmi bu haftanın sonuna kadar bitirmiş olacaklar ..
They will have finished the picture by the end of this week..
All…long
Olay belli bir gece…gün…ay…devam etmektedir.
örneğin;
Komşumun bebeği bütün gece ağladı.
My neighbor’s baby cried all night (long)
Bütün hafta yağmur yağdı.
It rained all week.
From…to.
From…till/until
Olay bir zamandan…başka bir zamana devam etmektedir.
örneğin;
Pazartesi’den Pazar gününe kadar yağmur yağdı.
It rained from Monday till/until Sunday.
During
(Sırasında) Bu zarf olan eylemin bütün bir süresini anlatmak için kullanılır ve isimden önce gelir.
örneğin;
Hastalığım esnasında ailemi hiç görmedim.
I have never seen my family during my illness.
Throughout
Bu zarfı ..bir eylemin devam ettiğini ve başından sonuna kadar geçen zamanı bildirmek için kullanırız.
During ..eylem esnasında neler oluyor onu vurgular.
throughout…Belli bir zaman boyunca ki eylemi vurgular.
örneğin;
Tüm yıl boyunca spor yaptım.
Throughout the whole year I practiced sports.
Ay boyunca birçok kitap okudum.
I read to many books throughout the month.
| Always | Her zaman |
| Often | Sık sık |
| Usually | Genellikle |
| Sometimes | Bazen |
| Rarely | Nadiren |
| Occasionally | Arada bir |
| Never | Hiçbir zaman |
| Forever | Sonsuza kadar |
| For a while | Bir süreliğine |
| Temporarily | Geçici olarak |
| Permanently | Kalıcı olarak |
| During | Boyunca |
| While | -iken |
Örneğin;
I always go for a walk in the evening.
Her zaman akşamları yürüyüşe çıkarım.
She often visits her grandparents.
O, sık sık büyük ebeveynlerini ziyaret eder.
We usually have dinner at 7 PM.
Genellikle akşam 7’de akşam yemeği yeriz.
Sometimes, I just need some quiet time.
Bazen, sadece biraz sessiz zaman geçirmeye ihtiyacım var.
He rarely eats fast food.
Nadiren fast food yemek yer.
They go on vacations occasionally.
Onlar ara sıra tatillere giderler.
I never drink coffee in the evening.
Akşamları hiç kahve içmem.
Our friendship will last forever.
Dostluğumuz sonsuza kadar sürecek.
We stayed there for a while.
Bir süreliğine orada kaldık.
The store is temporarily closed.
Mağaza geçici olarak kapalı.
They moved to another city permanently.
Kalıcı olarak başka bir şehre taşındılar.
I read a book during my lunch break.
Öğle aramda bir kitap okurum.
I listened to music while I was working.
Çalışırken müzik dinledim.