İngilizce bağlaç Sınıfları içindeki “correlative conjunctions” Türkçede “eşlik eden bağlaçlar” olarak adlandırılır.
İçindekiler
- Both..and
- Whether…or
- No sooner…than
- The more…the more
- So…that
- Such…that
- Hardly…when
- As…as
- Rather…than
- Scarcely…when
- Not only…but also
- Either…or
- So…as
- Neither…nor
Eşlik eden Bağlaçlar, bir cümlede iki fikri birleştirmek için sıkça kullandığımız çiftler halinde gelen bağlaçlardır.
| Bağlaçlar | Anlamı |
|---|---|
| Both … and | Hem…hem de: Hem X hem de Y |
| Whether … or | İster…ister: X olsun ya da Y olsun |
| No sooner … than | …yapar yapmaz: X yapar yapmaz Y oldu. |
| The more … the more | Ne kadar…o kadar: Ne kadar çok X, o kadar çok Y. |
| So … that | Öyle…ki: Öyle X ki Y oldu. |
| Hardly … when | Henüz…olmuşken: Henüz X olmuşken Y oldu. |
| Such … that | Öyle…ki: Öyle bir X ki Y oldu. |
| As … as | Kadar…kadar: X kadar Y |
| Rather … than | …den ziyade: X yerine Y |
| Scarcely … when | Henüz…olmuşken: Henüz X olmuşken Y oldu. |
| Not only … but also | Sadece…değil aynı zamanda: X değil sadece Y da. |
| Either … or | Ya…ya da: Ya X ya da Y |
| So … as | Kadar…kadar: X kadar Y |
| Neither … norScarcely … when | Ne…ne de: Ne X ne de Y |
İngilizce bağlaç : Eşlik eden bağlaçlar, birbiriyle ilişkili veya karşıtlık içeren fikirleri bağlamak için kullanılır. Bu bağlaçlar, cümledeki kelimelerin birbirine eşlik ettiğini ve birlikte çalıştığını gösterir. İki bağlaç birlikte kullanılır ve cümlenin yapısına uygun bir şekilde yer alır.
Both..and
İngilizce’de iki öğeyi vurgulayarak birleştirmek için kullanılan bir yapıdır. Bu bağlaç, iki şeyin bir arada olduğunu veya her ikisini de içerdiğimizi vurgular. “Hem…hem de” şeklinde Türkçe’ye çevrilebilir. İki öğe arasında bir benzerlik veya eşitlik olduğunu ifade eder.
örneğin;
She is both intelligent and hardworking.
O, hem zeki hem de çalışkan.
We both laughed and cried during the movie.
Film sırasında hem güldük hem de ağladık.
Whether…or
iki olasılığı veya seçeneği ifade eder ve genellikle bir seçenek yerine diğerinin kullanılacağı bir durumu belirtir. Türkçe’de “ya…ya da” şeklinde ifade edilebilir.
örneğin;
Whether it rains or shines, we will have a picnic.
Yağmur yağsa da güneş açsa da piknik yapacağız.
I can’t decide whether to go to the party or stay at home.
Partiye gitmeyi mi yoksa evde mi kalmayı seçemiyorum.
No sooner…than
bir olayın hemen gerçekleşmesini, bir başka olayın gerçekleşmesiyle hemen ilişkilendirir. Yani bir şeyin ne kadar çabuk gerçekleştiğini vurgular. Türkçe’de “ancak…yapar yapmaz” şeklinde ifade edilebilir.
örneğin;
No sooner did he leave the house than it started raining.
Evi terk etmesiyle hemen yağmur yağmaya başladı.
No sooner had she finished speaking than the audience applauded.
Konuşmasını bitirir bitirmez izleyiciler alkışladı.
The more…the more
iki durum arasındaki orantıyı ifade eder. Bir durumun arttıkça diğer durumun da arttığını veya azaldığını belirtir. Türkçe’de “ne kadar…o kadar” şeklinde ifade edilebilir.
örneğin;
The more you practice, the better you will become.
Ne kadar çok pratik yaparsanız, o kadar iyi olacaksınız.
The more you study, the higher your grades will be.
Ne kadar çok çalışırsanız, notlarınız o kadar yüksek olacak
So…that
bir durumun neden olduğu bir sonucu ifade etmek için kullanılır. Bu yapının Türkçe karşılığı genellikle “öyle ki” veya “öyle ki…ki” şeklinde olabilir.

The music was so loud that we couldn’t hear each other.
Müzik o kadar yüksekti ki birbirimizi duyamadık.
örneğin;
She was so tired that she fell asleep instantly.
O kadar yorgundu ki anında uyuyakaldı.
Such…that
bir durumu vurgulamak ve sonucu belirtmek için kullanılıyor. Türkçe’de “öylesine ki”, “öyle ki” şeklinde ifade edilebiliyor. Bu yapının kullanımı, bir durumun o kadar belirgin veya özel olduğunu ifade etmek için kullanılıyor.
örneğin;
It was such a beautiful sunset that we couldn’t take our eyes off it.
Öyle güzel bir günbatımıydı ki gözümüzü ondan alamadık.
She cooked such a delicious meal that everyone praised her.
Öyle lezzetli bir yemek pişirdi ki herkes onu övdü.
Hardly…when
bir durumun hemen ardından başka bir durumun gerçekleştiğini ifade eder. Türkçe’de “ancak…yapar yapmaz” şeklinde çevrilebiliyor.
örneğin;
Hardly had I sat down when the phone rang.
Henüz oturmuştum ki telefon çaldı.
Hardly had he started reading when he fell asleep.
Okumaya başlamıştı ki uyuyakaldı.
As…as
“As…as” yapısı, iki nesnenin, kişinin veya durumun birbirine eşit olduğunu ifade eder. Türkçe’de “kadar…kadar” şeklinde ifade edilebiliyor.
örneğin;
He is as tall as his father.
O, babası kadar uzun.
The coffee is as hot as lava.
Kahve lav kadar sıcak.
Rather…than
iki seçenek arasında tercih belirtirken kullanılıyor. Türkçe’de “tercihen…den ziyade” şeklinde ifade edilebilir.
örneğin;
I would go for a walk rather than watch TV.
TV izlemek yerine yürüyüşe çıkarım.
She prefers reading rather than playing video games.
Video oyunları oynamak yerine okumayı tercih eder.
Scarcely…when
bir durumun hemen ardından başka bir durumun gerçekleştiğini belirtir. Türkçe’de “hemen…yapar yapmaz” şeklinde ifade edilebiliyor.
örneğin;
Scarcely had the concert started when it began to rain.
Konser başladığı anda hemen yağmur yağmaya başladı.
Scarcely had she finished her meal when the phone rang.
Yemeğini bitirdiği anda telefon çaldı.
Not only…but also
iki farklı öğeyi veya durumu vurgularken kullanılıyor. Bu ifade Türkçe’de “sadece…değil, aynı zamanda” şeklinde ifade edilebiliyor.
örneğin;
She not only sings well but also plays the piano.
O, sadece iyi şarkı söylemekle kalmaz, aynı zamanda piyano da çalar.
Not only did they visit the museum, but they also explored the nearby park.
Sadece müzeyi ziyaret etmekle kalmadılar, aynı zamanda yakındaki parkı da keşfettiler.
Either…or
iki veya daha fazla seçenek arasında bir tercih yaparken kullanılıyor. Bu ifade, Türkçe’de “ya…ya da” şeklinde ifade edilebilir.
örneğin;
You can either come with us or stay at home.
Ya bizimle gelebilirsin ya da evde kalabilirsin.
Either you apologize or I will never speak to you again.
Ya özür dilersin ya da bir daha sana konuşmam.
So…as
iki durumu kıyaslamak için kullanılır ve genellikle benzerlik vurgusu yapar. Bu ifade, Türkçe’de “kadar…kadar” şeklinde ifade edilebiliyor.

örneğin;
She is not so tall as her sister.
O, kız kardeşi kadar uzun değil.
He is not so good at basketball as he is at soccer.
O, futbolda olduğu kadar iyi değil basketbolda.
Neither…nor
iki olasılık arasında olumsuz bir seçenek belirtirken kullanılıyor. Bu ifade, Türkçe’de “ne…ne de” şeklinde ifade edilebiliyor.

She neither smiled nor said a word during the meeting.
Toplantı sırasında ne güldü ne de bir kelime söyledi.
örneğin;
Neither the teacher nor the students knew the answer.
Ne öğretmen ne de öğrenciler cevabı bilmiyordu.